yaz geldi. bu yaz çok tatile ihtiyacım varmış meğersem ama pek çıkamayacağım gibi gözüküyor. en azından bir adalara gidebilirim belki. bir de dubrovnik hiç fena olmaz aslında, hazır vize derdi falan da yokken. gördüğünüz gibi gözlerim yine hep uzaklarda. fort worth'ü bile özledim.
dün gece uzuuuuun bir aradan sonra (1 aydan fazla bile olabilir) kitap okudum. ece temelkuran'ın hayatın ikinci yarısı'na başladım. kendisini yıllardıııır takip ederim, ilk kez bir kahvaltı sofrasında babamın "bak şu kız çok güzel yazıyor, bence beğenirsin" diyerek elime tutuşturduğu bir yazıyla tanıdım kendisini, yıl 2003 sanırım. o günden beri arada inişleri çıkışları olsa da, hep dünya kadınlarına, dünya insanlarına daha mutlu, daha onurlu bir yol olduğunu gösteren yazıların yazarı oldu benim için. attila ilhan'ın öldüğü gün bir yazı yazmış, dün gözlerim yaşardı okurken ve kitabı kapatıp bilgisayarın başına geçtim. eline diline sağlık demek için iletişim bilgilerine baktım, twitterdan ulaşabilirim kendisine, ama sonra twitter attila ilhan yazısını övmek için çok yavan bir yol gibi geldi, bilgisayarı kapatıp yattım. bir-iki ay önce de vedat özdemiroğlu bir türkan şoray yazısı yazmıştı, okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim. iyi ki dünyada güzel insanlar var. türkan ve attila gibi, vedat ve ece de var. güzel şeyler.
istanbul inanılmaz güneşli bir cumartesi'ye uyandı. bense bu güzel havada evde yüzlerce iş yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyor olacağım. haftaya dünya başımıza yıkılabilir, biz hala saçmasapan işlerle uğraşıyor olacağız. olsun kedim bu gece ilk kez ağlamadı, ben mutluyum ulan! (malt'tan alıntıdır, hakkını vereyim cenk'imin. - hatta evet ya, cumartesi'ye malt'la devam edeyim.)
sevgiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder