şimdiiiiiiiii, bir oğlak kadını olarak sonuna kadar risk-adverse olduğum, olayları hep "ya olmazsa" gözüyle incelediğim, riskten sonuna kadar kaçınma yönünde itinayla çalıştığım aşikardır. böyle olunca ben risk-adverse grubuna giriyorum. ve kendimi attığım maceranın, aldığım riskin sonuna geldim efendim. kendime vakit ayıramamaktan, saçmasapan insanlara dert anlatmaya çalışmaktan, keşmekeşten kaostan accık yoruldum (kısacık bir süre oldu - olsun). bugüne değin olmadığım kadar mutsuz ve yorgun oldum, düşünceli ve bıkkın oldum. haliyle ben istanbul'dan istifa ettim efendim. ruh halim değişti, sürekli mutsuz, sürekli karamsar olmaktan bıktım. tabii pınar'ın deyimiyle tek sample'da bıraktım ama olsun, farklı sample'larda kendimi harcayacak kadar enerjim kalmadı sori. haliyle yıllardır kaçmaya çalışıp bir türlü kaçamadığım ankara'ma geri dönüyorum efendim. akşamları iki satır kitap okuyamamaktan, dünyada ne olup ne bittiğini bilememekten, sürekli bir koşturma halinde olmaktan biraaaz yoruldum ivit. gönlümce seyahat edememekten, paramın havaya uçmasından, iş çıkışımın belli olmamasından yoruldum. haliyle köyüme dönüyorum, mutluyum. işte huzurun en önemli şey olduğunu anlamış bulunuyorum. biraz maliyetli oldu ama olsun, that's life. kısacası 2011'den beklediğim şeyler accık yalan oldu dostlar:) istanbul günlerim bitiyor yakında, ankara'ya dönüyorum. bir taşınma daha olacak yani vuhuuuuu lovely. yine haftasonları gelmeceler devam edecektir stay tuned;)
Melike'nin akil sagligini korumasi icin, icindekileri disariya dokme aracidir, taklitlerinden kacininiz.
27 Temmuz 2011 Çarşamba
kararlar
decision theory, decision making, vb. dersler hep ilgimi çeken dersler olmuştur. aldığım sayısız dersten (ki berkeley olsun, upf olsun, hep çılgın prof.lardan aldım bu dersleri) aklımda kalan, insanın rational bir varlık olmadığı, tamamen içgüdüsel kararlar aldığı ve risk-seeking, risk-adverse ya da risk-neutral olmasına göre karar mekanizmasının değiştiği yönündeydi.
24 Temmuz 2011 Pazar
bunalım
ailecek bunalımdayız efendim. babamın durumu zaten malum. ben desem yine bunalımdayım odamdan çıkmıyorum. annem ikimiz de bunalımdayız diye bunalımda, kadıncağız yine tüm işi yapıyor biz babamla bunalım takılıyoruz. sabahtan beri tek yaptığım ye, iç, yat(!). evet. bunalımdayız efenim, hayırlı uğurlu olsuuuuun.
23 Temmuz 2011 Cumartesi
buldum!
buldum! işte istediğim hayatı buldum!
işe trafiksiz bir şekilde modern sabahlar dinleyerek gitmek, güzel-gezmeli bir iş, çıkınca denizi görmek, arkadaşlarımın etrafta olması, akşam evde bizimkilerle yemek, sonra da kitap okumaca... olmaz mı yea? pffffffffff
19 Temmuz 2011 Salı
durumlaaaarrrr
oh be ankara'dayım. huzur, sakinlik, sessizlik, dinginlik, zamanın size kalması gibi kavramlar geri geldi. yehhuuuu. yok anacım, istanbul'u uzaktan sevmeye karar verdim, yine ayda bir gelirim (umarım) amaaaaa yaşamasam daha iyi gibi:) ya da arabam yok ondan mı acaba (bkz. annesinin karnından arabayla doğmuş insan adeta). eniveys, boş gezenin boş kalfasıyım, huzurluyum, kafam rahat. bugün kızılay'da boş boş takıldım, sağa sola baktım, her köşede bir anı hatırladım, özlemişim. radyo odtü'mü dinledim doyasıya, akşam da kavak yelleri izlerim, bir film bile patlatırım belki. hayat bana güzel ayol!
10 Temmuz 2011 Pazar
"life is short" style
herkesin dediği, hayatın kısa olduğu. uykularım kaçıyor artık, öyle de olmuyor, böyle de olmuyor. en sonunda en kötü kararı vereceğim gibi geliyor. artık veri analizinden falan uzak kaldım zaten. elimdekileri bile değerlendiremiyorum. iyice mallaşmışım gibi. pffffff...
8 Temmuz 2011 Cuma
saldım gitti
tamam, kendimi çözdüm. rahat duramayan bir yapım var. sonuna kadar sorgulayan, öyle mi böyle mi demekten şu anı çözemeyen bir yapı bu. güzeeeeel. şöyle dursun kenarda.
buna ek olarak, sevdikleriyle hep bir arada olmak isteyen bir yapı da mevcut. lakin, tüm sevdikleri dünyanın dört bir yanına dağıldığı için hepsiyle birlikte olamıyor. yıllar önce pınar'ın dediği gibi, herkesi bir adaya toplasak, tüm sevdiklerimiz bizimle olsa, yesek içsek gülsek eğlensek. yok anacım, olmuyor. illa bir şeyler sokulacak araya, halbuki insanın tek ihtiyacı gülmek eğlenmek sevmek sevilmek şu hayatta. geriye kalan her şey fasa fisoymuş bunu anladım. ama sistemin ötesine berisine saklanmak gibi bir lüksümüz ne yazık ki yok. aile kurumu olsun, hep sorguladığım "toplum" kavramı olsun, bunu imkansız hale getiriyor. şehir yaşamı insanı mengene gibi sıkıştırırken aslında farkında değiliz bizden neleri götürdüğünün. tamam, yakında olacağız, ama iş işten geçmiş olabilir her an. get ready.
cumartesi çok sevdiğim ve mutlu olmasını istediğim bir insanın hayatında yeni bir başlangıç günü. burayı okuduğunu öğrenmiş bulunuyorum, yine okursa, ona sonsuz mutluluklar diliyorum. vaktiyle kendisini anlayamadığım için (ki kendisinin tam da şu anda benim bulunduğum yaşlarına denk gelir bu dönem) özür diliyorum. Ama insan yaşamadan görmüyormuş, göremiyormuş bunu anladım. Çok mutlu olmasını dilerim, onun da dediği gibi "hayat çok kısa, önemli olan bu arada mutlu olabilmek."
Varsa yoksa sağlık & mutluluk dostlar, gerisi tiri viri.
Severim sizi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)