14 Ağustos 2011 Pazar

yollara düşsem

hızımı alamadım, biraz da önümüzdeki dönem yapmak istediklerimi yazayım da, muhahaha nasıl da patlamış la diyip güleyim istedim. kendime performans değerlendirme sistemi mi kursam acaba? yapabildiklerime bişi, yapamadıklarıma bişi atarım. böyle olabilir ya, küsel de olur valla. nays.

şimdiiii listemde öncelikli olarak görmek istediğim yerlere göz atarsak:

1. bozcaada - pffff oha artık senelerdir söyleyip söyleyip gidemediğim yer. bir mit oldu adeta gözümde. neyse, en kısa zamanda görülecek.
2. doğu karadeniz: ivit.
3. eskişehir'e ne zamandııır gezmeye gitmiyordum, bunu eylül-ekim'de yapazaaaam zaar.

yurtdışı için de londra eh artık görüle di mi? para lazım zaman lazım gidilecek insan lazım:))

öperim ciğerim.

Herkesin hayatta bir B pilavı olmalı.

merhabalayın. böyle de büyük ev ablukada'nın e-mailleri tadında girişler yapıyorum, özentilikten değil tamamen içten gelen nidalardır bunlar, bilginize sayın blogseverz. thx ltf t$k bye.

aha şaka la şaka, ne bye'ı. işsizim güçsüzüm bir de blog yazmazsam iyice kafayı yerim. hah. ondan ben yazayım, sen de okursan oku, okumazsan boşver gitsin. oh yeah.

iş meselesi eylül'e kaldı. asabım bozuldu ama bir yandan da aman napiyim dedim. ve hakikaten de yapabileceğim bir şey yok. direk saldım çayıra takılıyorum, amaaaan hıh. a la fifi yani. böyle de dediğime bakmayın, haftaya şöyle bir yoklayacağım ortamları. gayet lacileri çekip işe gider gibi yapacağım. ha yani gideceğim ama para almayacağım. nasıl? son 6 aydaki ekonomik gidişatıma da bu yakışırdı zaten evet. azıcık asabım bozuldu ammaaaaa, nabalım. hayırlısı diyelim, böyle diye diye zaten tek kuruşum kalmadı, arabayı sattık falan ahahaha BAYA iyi, baya.

enivey, güzel şeyler yapayım dedim. artık madem angara'da yerleşik bir hayat süreceğim, haydin biraz hobi edineyim, olanlara yöneleyim bari dedim. flamenko kurslarına baktım, birisindeki eğitmenin hayat hikayesine ulaştım, kendisi hollanda'da yaşarken eşinden boşanıp türkiye'ye gelüüüür, sonra ankara'da nasıl para kazansam derken flamenko dersleri vermeye karar verir. hal böyle olunca ben de biraz çekindim açıkçası, ulan ne ayak - öylesine verilen flamenkodan hayır mı gelir, o ancak "ben bilemenko" (y.ö. - bilmeyenler sorsun napam) olur dedim. dedim dediysem, şu anda da üstünde bulunduğum kanepeden dedim - yanlış anlaşılmasın. üff bilemedim sevgili blogçuuuum, napsam? bi gidip görsem mi yine de? iki el hareketi öğretir belki yea olmaz mı.. neyse ya da ispanyolcamı hızla unutmama bir son verip ispanyolca kursuna gideceğim tekrardan. ivit. bunlar yapılacak. dalışa da dönülebilir, o da cici. bir şeyler yapmak lazım. yoğsaaaaaa bu işler yalan işler, arada kafa kaçmalı ki kendimize gelelim. he ya. tabi bunlar için önce işe girmem lazım. ehi mehi. küçük ayrıntılar yea, kafa yorma sen bebişim. muah.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

dönüş

merhabalayın. yarın gece ankara'ya temelli dönüşümü yapıyorum. değişik hisler içersindeyim, şöyle ki:

şu anda ağır basan duygum yenilgi duygusu. neye yenilgi? valla buraya o kadar çok şey yazabilirim ki. hani istanbul'da tutunamadı falan değil derdim. komple yenilgi şeklinde. yoruldum, sıkıldım, bunaldım, egolar gerdi beni. biraz kendimi tanıma fırsatı da buldum aslında, bu açıdan iyi oldu. hayat uzun bir yolculuk (en azından öyle olmasını umuyoruz), geriye dönüp baktığımda "neyse en azından denedim" diyebileceğim birkaç ay göreceğimi düşünüyorum, ama ilerleyen zamanda. biraz olsun hayata dair isteklerimi anlayabildim. insanın huzurunu pek de bozmaması gerektiğini farkettim. çok sevdiğim bir insanın ünlü sözü vardır: "bazen en iyi ikinciyle yetinmek gerekir." her ne kadar başka bir sevdiğim insan "neden second-best olsun ki?" mottosuyla hareket etse de, ben bazen second-best'in daha iyi olabileceğini gördüm:)

enivey, aslında gayet heyecanlıyım. şöyle ki, sonbahar yaklaşırken her şehir güzelleşir benim gözümde. e bildiğim şehre gidiyorum ki, bu da güzel bir şey. evet, her şeye olumlu bakmak lazım, kötü düşünmek kolay, önemli olan güzeeeeeeel düşünmek:)) mutlu olalım dostlar, sizi seviyorum. uzakta olsak daaaaa, önemli olan gönüllerin bir olmasıdır iviitttt:)




6 Ağustos 2011 Cumartesi

papatya

saçlarımı kısacık kestirdim, fransız modeli. teoman'ın da müziği bıraktığına dair açıklaması da üstüne eklenince, günün şarkısı teoman - papatya: http://fizy.com/#s/1ajgdv

4 Ağustos 2011 Perşembe

kediş

kedişimize yuva bulduk:((( o kadar mutsuzum ki anlatamam.. kuzum o da gideceğini anlamış gibi bugün sessiz sessiz yanımda uyuyup duruyor. ankara'ya götürebilecek olsam götürecektim ama umarım bulduğumuz yuva onu mutlu eder. ağlamaklıyım dostlar, elleşmeyin.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

on the road again

evet, mobil dünyanın önde gelen neferlerinden olarak, şu yazımı ankara - istanbul otobüsünden yazmakta olduğumu belirtmek isterim sevgili melike'nin-bloguna-hemen-bakaydık-diyenler. yeni kararlarım dahilinde (dönüş kararı) bir süredir ankara'daydım. dün en sonunda proje müdürümüzle konuşma fırsatı buldum. neden gittin - neden geliyorsun'lara cevaplar verdim, istanbul'daki çalışma ortamını anlattım, neden alışamadığımı, ne umduğumu ne bulduğumu / bulamadığımı dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım işte. söz vermediklerini, bekleyeceklerini söylediler. ben de bekleme sürecine girdim kısacası. bekleme sürecinin kısa olması en büyük umudum, zira bu yaştan sonra valideden para istemeyi hiiiç ama hiç istemiyorum. hayırlısı diyelim.

evet şimdi kediş sorunumuzu çözmek için apar topar istanbul'a gidiyorum. ha, çok da apar topar değil aslında, yarın gitmeyi planlıyordum ama catherine'in çığlıklarına apartmandan yazılı ihtar gelmesi nedeniyle sabah ani bir kararla eşyalarımı toplayıp istanbul'a gidiyorum (çok çılgın bir durum olduğu sanılmasın, -ah ilk uçakla soluğu istanbul'da aldım gibi bir durum yok, aksine e hadi gideyim burada napıcam diye gidiyorum evet). kedişimize talip var, gözüm tutarsa yarın vericiiim kendisini. bakalım neler olacak.. ondan sonra da haftasonu kızların doğumgünlerini kutlayıp pazartesi bir roadtrip edasında araba kiralayıp eşyaları arabaya atıp ankara'ya geliciiim diye düşünüyorum, hayırlısı.

neyse bu boşluk da iyi oldu azıcık, bol bol kitap okuyorum, gündemi yakından takip ediyorum, angara kafası güzel, umuyorum iyi olur.

öpenzi.