11 Ekim 2011 Salı

murphy

ah murphy, canımın içi - beni bu kadar sevmesen diyorum sometimes.. canımın içi dediğimden mi seviyorsun beni acaba? öyleyse demem bir daha...

bugün baktım işler sakin, hava güzel, hadi dedim sonbaharı taçlandırayım, öğle arasında bir bahçeli'ye yürüyeyim.. dönüşte en son dolu yağıyordu öyle söyleyeyim! yağmuru filan geçtim, dolu ya! tepeme tepeme... fiuyt neyse sıçana dönmeden geldim şemsiyem sayesinde allahtan:)

o diil de, cumartesi midnight in paris'e gittim sonunda. çooook beğendim ben, paris'im geldi:) ehe. şaka la şaka ne paris'i, zeytinim yok yemeye (tak tak! - boğaza vurma efekti..) ama paris güzel şehir o ayrı. şimdi the future düşsün de izleyelim diyorum, bir de gelecek uzun sürer evet.

neyse akşam bu yağmura karşı, ıhlamurum elimde bir big bang theory izleyeyim şöyle yata yata.. dün ahmet altan'ın en uzun gece'sini bitirdim, şu bölümü de okuyayım, ay çok heyecanlı, bir de şunu okuyayım yatacağım diye diye.. hal böyle olunca sabah da kalkamadım, kalktım da hazırlanamadım veeee yine işe geç kaldım ama çok bir etkisi olmadı bu hadisenin:) kiki naysss.

öpersle!

Hiç yorum yok: