17 Ocak 2011 Pazartesi

Melgü'den eğlenceler: Xbox'tan Behzat Ç.'ye bir haftasonu günlüğü

Hello diyırs. Çok hareketli bir haftasonu geçirdim de uzun zaman sonra, hemmmmen anlatiyim istedim:) Tabii bu hareketliliğe dayanamayan bünyem dün tüm günü uyuyarak geçirdi, bir tek Behzat Ç. izlemeye uyandım, üstüne bu sabah da sürünerek kalktım... Olsun seviyorum boş gezmemeyi ordan oraya koşturmayı, hele Ankara’daki son günlerimi geçirirken.

Cuma akşamı, tüm hafta boyunca Engin’e “Hadi ‘black swan’i indir, hadi izlicezzz” dememin üzerine, Eda, Engin ve Ahmet üçlüsüyle son dönemin en çok konuşulan filmlerinden “Black Swan”i izledik. Yine bir Aronofsky filmi göreceğimizin bilincindeydik, ama bu kadarını ben tahmin etmemiştim. Gerim gerim gerildik, öyle ki 2 günde açılamadım. Yine de ben filmi beğendim, ama oldukça “keskin” bir yapıt olduğunu söyleyebilirim, Cuma iş çıkışı değil de, daha kafanızın rahat olduğu ve hazırlıklı olduğunuz bir zaman izleyebilirsiniz bence:) Natalie Portman Oscar alırsa, gayet hakedip almış olacak, onu da söyleyelim.

Cumartesi akşamı ise yine işçet’ten bir doğumgünü kutlaması için toplaşıldı. Önce Cafe Botanica’da yemek yedik. Meksika mutfağı olarak biraz zayıflar, quesadilla, enchilada ya da fajita yemeyiniz. Onun dışında sebzelerle dolu tabakları çok başarılı gözüküyordu. Bir de güzel Şili şarabı içtik ki mmm.. Gayet güzel bir mekandı, bir de biz çıkarken canlı müzik başladı, Ortaçgil şarkılarının tüm çekiciliğine rağmen ayrıldık :) Sonra işçetinin abisi (haliyle benim de uzaktan abim:D) Engin Abi’nin Bestekar’da yeni açtığı mekana gittik; “Aura Vip”. Bestekar evlerini hep severim zaten, hem şehrin kalbinde, hem de gayet güzel evlerdir (Bkz. La casa de Ali Nazım & Damla). Burası da bir Bestekar Sokak evi, odalara Rockband, Play Station, Xbox konulmuş, gidip dünyanın en rahat koltuklarında doyasıya eğlenebiliyorsunuz. Biz de önce 5 tane Metallica patlattık RockBand’de (kim söyledi tahmin edersiniz:D we’re off to never-never-laaaanddddd divildidivivididüüüüüüü), sonra birer ikişer eksilen insanların peşinden Xbox’a daldık ve tüm apaçi danslarını gerçekleştirdik:) Buradan çekiştirilerek çıkartıldım efenim, bana kalsa sabaha kadar orada “talk too much” hareketi yapacaktım – eli bele koyup diğer elle çok konuşuyorsun hareketi yapmak – ama yolda aldığımız pasta henüz yenmemişti, onu yemek için de Tunalı’da Old City (tüm Eskişehir esprilerini yaptım, no need) adlı mekana doğru yol aldık. Burası da küçük güzel bir mekandı, terası yazın güzel olur gibi gibi. Neyse burada da pastamızı yiyip hediyelerimizi verdik duvardaki posterlere bakıp eğlendik ve bir Cumartesi gecesi de böyle bitti. Tabii uzun süredir hareketliliğe alışkın olmayan bünyem dün uykuya verdi kendini, sadece kalkıp Behzat Ç. izledim, onu da iyi ki izlemişim, süper bölümdü, “seviyorum merkeeeeeezzz seviyoruuum”. CcC Harun reyiz CcC. Ayrıca, kesin “Tol” satışları artacak, söylemedi demeyin. “Yoksa gizli solcu mu la bu kız?” dedin ya Harun, muhteşemsin la ne diyim. Murat Uyurkulak okumayan zaten bizden değildir. Canan Ergüder'i de bu bölümde ilk kez sevdim, savcı ablanın hastasıyık.

Yarın akşam da Eskiyeni’de Oi Va Voi konseri var, umarım biletler henüz bitmemiştir. Bu arada Eskiyeni yeni yıl için süper takvimler ve kitap ayraçları hazırlamış (Sadri Alışık, Bob Marley, Janis Joplin ve Leonard Cohen’li), geçen Perşembe hemen biraz attık çantaya. Teşekkürler gencolar.

Hiç yorum yok: