
Çantama atmam için beni bekleyen onlarca kitaba rağmen, yine dayanamadım bir sürü kitap sipariş ettim. Barış Bıçakçı’yı çok merak ediyordum uzun zamandır, şimdi 3 kitabıyla dünyasına giriş yapacağım, yorumlarımı yine burada yazarım. En son yine aynı şekilde 3 kitabıyla başladığım Alain de Botton beklediğim etkiyi yaratamasa da, bu sefer Barış Bıçakçı’dan umutluyum. Zira edebiyatta yerel tatların her zaman bir adım önde olduğunu düşünürüm (şaşırmayınız, özellikle şiirde çeviri en korktuğum şeylerin başında gelir!).
Bunun dışında son dönemde Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası’nı okudum. Sonu biraz hayal kırıklığına uğratsa da, özellikle İstanbul hakkında verdiği bilgilerin aşkıyla 2 günde bitirdim, tavsiye ederim. Onun peşinde arkeolojiye doyamadım, bir tavsiye üzerine Tom Knox’tan “Yaratılış Sırrı”nı okuyorum şu aralar. Çevirisi oldukça güzel, biraz “Avrupai” bir bakış açısıyla yazılmış, özellikle büyük ölçüde Şanlıurfa’da geçtiği için bunu daha iyi hissedebiliyorsunuz, ama oldukça akıcı bir kitap gibi. Bunun peşinden Şanlıurfa’ya tekrar gitmek farz oldu (insan bir yere sadece kuzeninin düğünü için gitmemeli, ok, ok, i know guys).
Sonrasında, Bilkent’te okuduğum yıllar boyunca kütüphaneden belirli aralıklarla alıp okuyamadan geri verdiğim “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nü en sonunda satın aldım, kütüphanemde olunca mutlaka okurum nasılsa diyerek. Tutunamayanlar hala okunmadı, okunacak. Onun dışında “Siyasi Düşünceler Tarihi” ve bir iki tane Saramago’m var listede. Bir de Bıçakçı’larla beraber gelecek “Ne Nedir?” var, heyecanla bekliyorum. Bunlara ilave kim bilir neler gelecek, aha evet, asıl “Fahrenheit 451” var senelerdir okumak isteyip okuyamadığım. Pffffffffffff 2011 sonuna kadar hepsini bitirmiş olursam çok sevineceğim diyır b’log.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder